Çocuk Psikolojisi

DERS BAŞARISIZLIĞI VE DİKKAT SORUNLARI

Bazı öğrencilerimizin zekâsı normal olduğu halde, derslerinde başarı gösteremiyorlar. Öğrenme güçlüğü denilen bu bulgu, beyindeki bir sorundan kaynaklanır. Beynin bölümleri birbiriyle yeterli şekilde iletişim kuramamakta ya da bilgiyi uygun bir şekilde transfer edememektedir.

Temelde eksik olan unsurlar (dikkat, dil öğrenme, görsel algılayış) birçok yeteneği etkilemektedir. Bunlar arasında okuma yazma, aritmetik, dinleme, konuşma ve anlama sayılabilir. Öğrenme güçlüğü olan çocuklar, genellikle bunlardan birkaçında birden sorun yaşarlar. Devamını Oku

6-11 YAŞ DÖNEMİ ÖĞRENCİ-ÖĞRETMEN İLİŞKİSİNİN ÖNEMİ

Çocuğun aileden çıkıp, dış dünyaya açıldığı dönemdir. Anne babasına bağımlılığı biraz azalmıştır. Kendi gereksinmelerini karşılayabilecek yaştadır. Erkek ve kız kimliğini iyice kazanmışlardır. İki ayrı cinsten çocuklar, kendi aralarında oynamayı yeğlerler. Arkadaşlık bağları güçlüdür, toplu ve kurallı oyunlara yönelirler. Ancak aralarında çekişme hiç eksik olmaz, çünkü üstünlük kurma istekleri, öne çıkma dürtüleri güçlüdür. yarışma, beceri gösterme ve çalışkanlık bu dönemin en belirgin özelliğidir.

Bu yıllarda çocuklar, doğru-yanlış ayrımını iyi yaparlar, kurallara önem verirler, oyunda mızıkçılık en yakındıkları şeydir. Cinsel kimliklerini iyice benimseyen bu dönem çocukları, karşı cinsi küçümserler.

Bu yaşlardaki (6-11 yaş) çocukların hayranlığı; anne-babasından öğretmene kayar, öğretmenle özdeşim başlar. Öğretmence beğenilmek, gözüne girmek, aferin almak, bu yaş çocuğu için çok önemlidir. Arkadaşlık ilişkisinde ve okulda kendini gösteremeyen bir çocuk, yetersizlik ve aşağılık duygusuna kapılır.
Bana annesi tarafından danışma seansına getirilen, ilkokul ikinci sınıfa giden, sekiz yaşında bir öğrencim vardı. Annesi çocuğunun evde söz dinlemediğini, okulda derslerinde, bildiği halde yeterince başarılı olmadığını, evde ders çalışmak istemediğini anlattı. Yaptığım psikolojik testler sonucunda çocuğun öğretmeniyle olan olumsuz ilişkisi ortaya çıktı. Çocuk, öğretmeninin daha çok çalışkanları tuttuğunu, yaramazlık yaptığında kızdığını ve bağırdığını sınavlardan zayıf alanlara “tembeller, geri zekalılar” diye bağırdını anlattı. Öğrencime yaptığım zeka testi sonucuna göre, ögrenci” normal zeka “ya sahipti.
Daha sonraki seansda, test sonuçlarını anlattığımda, annesi beni doğruladı. Çocuğunun şu anki öğretmeninin ikinci öğretmeni olduğunu, oğlunun öğretmenin karşısında çok heyecanlandığını ve bildiği şeyleri söyleyemediğini, kendine güvenemediğini anlattı.
Örnekte de görüldüğü gibi, ilkokul döneminde öğrenci-öğretmen ilişkisi sağlıksız olduğunda, çocuğun hem ruh sağlığı, hem de öğrenim hayatı olumsuz etkilenebiliyor. Bir öğretmen yeteneği orta bir öğrencisini, isterse destekleyerek, başarılı da kılabilir, zeki bir çocuğun güvenini sarsıp, başarısız duruma da düşürebilir. Bu nedenle öğretmenin olumlu yaklaşımı, anlayışı, desteği, öğrencilerin başarısını da, ruhsal uyumlarını da iyiye götürür.
Bu nedenle ilkokula giden çocuğunuzun okulunda daha başarılı ve ruhsal yönden sağlıklı olması için, çocuğunuzun öğretmeniyle sıkı bir iletişim içinde olunuz.

KARNE ALAN ÇOCUKLARA NASIL DAVRANALIM?

Çocuklarımız karne aldıklarında , belki bazı anne –babalar üzüldü, bazı anne-babalar sevindi. Benim kızım da karne almıştı. O zamanlar kızım İlkokul dördüncü sınıfta okuyordu.Ben çalışan bir anne olduğum için kızımın dersleriyle fazla ilgilenemiyordum, bu yüzden bu karne bana,biraz da benim karnem gibi gelmişti. Kızım da yanlışlarının farkına varıp ve bu karneden bazı dersler çıkarmıştı. Bana şöyle bir itirafta bulundu; “Anneciğim ben düzenli tekrar yapmadım, senin beni uyarmalarınla ders çalışıp fazladan test çözdüm ve çok televizyon izledim. Bu karnem daha iyi gelebilirdi. Teşekkür aldım ama takdir de alabilirdim. Bir sonraki karnem daha iyi olacak” dedi ve beni öptü. Önemli olan da benim için buydu. Kızımla bir kere daha gurur duymuştum. Devamını Oku

DERS ÇALIŞMAYI KİM İSTER Kİ?

Son zamanlarda bana ve pek çok uzmana sıklıkla söylenen klasikleşmiş bir laf var; “Çocuğum ders çalışmayı sevmiyor, dersin başına zorla oturuyor ve benim zorlamamla ders yapıyor. Bu konuda ne yapmalıyım veya bu konuda yardım almak için size geldik.” Ben de hep böyle şeyler duyduğumda aklıma şu düşünceler gelir; “Acaba ders çalışma isteksizliği günümüzde moda mı oldu? Bundan bir yaklaşık on-on beş yıl önce böyle bir sorun bu kadar sıklıkla yaşanıyor muydu?” Benim cevabım bu soruya tabii ki de hayır… Ders çalışma isteksizliği sanki biraz moda olmuş gibi geliyor bana… Devamını Oku

OKULDA BAŞARI İÇİN HUZURLU AİLE ORTAMI ŞART

Derya ailenin en büyük çocuğuydu.İlkokul üçüncü sınıfta okuyordu.Şimdiye kadar derslerinde başarılı olmasına rağmen ,son iki aydır ders başarısında belirgin düşmeler olmaktaydı.Önceden konuşkan,mutlu,sosyal bir çocuktu.Derya nın anne ve babası arasında sürekli sorunlar vardı ve çift bu yüzden çok sık kavga ediyordu.Derya nın halası da bir sene önce olaylı bir şekilde boşanmıştı.Derya da ,anne babasının boşanma ihtimalinden çok korkuyordu.Aslında böyle bir şey gerçekte yoktu fakat Derya sanki kötü şeyler olacakmış gibi hissediyordu.Derya nın arkadaş çevresi aslında çoktu,kendisi arkadaşları arasında sevilen bir kızdı.Ama son günlerde arkadaşlarına olan ilgisi de azalmıştı.Daha çok yanlız başına kalmak istiyordu.Ne zaman ders çalışmaya başlasa aklına anne babasıyla ilgili kötü senaryolar geliyordu.Aklını ve kendini derslerine veremiyordu. Devamını Oku

ÇOCUĞUM OKULA BAŞLAMADAN NELER YAPMAM LAZIM?

Yeni öğretim yılının başlamasına az zaman kala, her uzun tatil döneminin sonuna yaklaşırken tüm velileri kayıt, okul alışverişi telaşı sarar.Anne baba olarak kafanızda bir sürü soru işareti olur; acaba çocuğum okula uyum sağlıyabilecek mi, orada arkadaş edinebilecek mi, onu okul fikrine nasıl alıştıracağız gibi sorular kafanızda düşünce halinde dolaşır.

Çocuğunuz anaokuluna gittiyse okul fikri ona zaten yabancı değildir. Evden, anne babadan uzaklaşma, yeni ve yabancı bir ortama girmeyi yaşamıştır. Ayrıca ilkokulda başarılı olmak için gereken bilişsel becerileri edinmiştir. Devamını Oku

ÇOCUĞUM OKUMA YAZMA ÖĞRENEMEDİ

Samet ilkokul ikinci sınıfa giden bir öğrenci. Her alanda yaşıtları kadar sağlıklı ve zeki görünüyordu. Yürümesi konuşması gibi gelişim alanları zamanında olmuştu. Fiziksel bir hastalığı yoktu. Okul öncesi eğitim de almıştı. Sorunlar okulla birlikte başladı. Büyük bir hevesle okula başlayan Samet gün geçtikçe derslerden soğuyordu hatta okula bile gitmek istemiyordu. Yaşıtları okumayı söktüğü halde, o daha sesli harfleri karıştırıyordu. Üstelik sayıları da tam olarak öğrenememişti. Sınıf arkadaşları tarafından sürekli dalga geçiliyordu. Samet artık sınıfta kendini tembel işe yaramaz biri olarak görüyordu. Arkadaşlarından geri kalmasına üzülüyor, gittikçe içine kapanıyordu. Annesinin sürekli düzenli ders çalıştırmasıyla Samet birinci sınıfın sonlarına doğru hecelemeye başlamıştı. İkinci sınıfın orta zamanlarında halen yaşıtları gibi okuyamıyor, sık sık hata yapıyor, okuduğunu anlayamıyordu. Devamını Oku

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ VE DİKKAT EKSİKLİĞİ VAKA ÖRNEĞİ

Davut 7 yaşındadır ve davranışından dolayı özel bir sınıfa devam etmektedir. İlkokul 2. Sınıfta okumaktadır. Davut sınıfta sırasında genellikle oturmadığı gibi sürekli sınıfın düzenini bozmaya devam ediyor. Sınıf arkadaşları tarafından da dışlanmış bir çocuktu. Teneffüslerde devamlı ya arkadaşına vurmuştur ya da onlarla kavgaya tutuşmuştur. Buna karşılık Davut’un yakın arkadaşları yok ve pek sık olarak da arkadaşları tarafından sürekli öğretmene şikâyet edilmekte. Sınıfta bir terslik olsa hemen Davut’dan biliniyor. Davut özel alt sınıfta okuyordu ve böyle bir sınıfa konmasının nedeni okumada gösterdiği güçlük idi. Davut’un son zamanlarda aile hayatı da bozulmuştu, anne-baba ayrılmışlardı ve Davut babasını her zaman göremiyordu. Çünkü baba başka bir şehirde yaşıyordu. Tüm bu nedenlerle Davut sınıf ve rehber öğretmeni tarafından bize danışmanlık merkezine gönderilmişti. Devamını Oku

ÇOCUKLARDA OKUL BAŞARISIZLIĞININ PSİKOLOJİK NEDENLERİ

Kerem on yaşında, ilkokul 4. sınıf öğrencisi olan bir erkek çocuktur. Ders başarısızlığı ve gece alt ıslatmaları, sinirlilik ve yalan söyleme sorunlarından dolayı eğitim merkezine başvurmuştur. Özellikle öğretmeni Kerem i bir psikolojik danışmana götürmeleri konusunda ısrarcı davranmıştır. Fiziksel görünümü bakımından yaşını gösteren Kerem görüşme sırasında uyumlu ve istekli bir tutum sergilemiştir. Devamını Oku

OKUL BAŞARISIZLIĞINDA TEKNOLOJİNİN ROLÜ

Son zamanlarda danışmanlık merkezlerine ders başarısızlığı yüzünden sıklıkla öğrenciler gelir oldu. Anne ve babalar bu konudaki sıkıntılarını şöyle dile getiriyorlar: “Kıvanç hanım, benim çocuğumun zekası normal. Öğretmeni de ‘İstese, düzenli ders çalışsa başarabilir, yüksek not alabilir’ diyor. Ama çocuğumun dersleri düşük. Benim ısrarımla zorla ders çalışıyor, ders yaparken sürekli benim onun yanında olmamı istiyor. Hiç azmi yok. Ödevi olmasa hiç demiyor ki ‘Benim ödevim yok ama ben gene de fazladan zayıf olduğum derslerle ilgili test çözeyim veya not çıkarayım’.” Devamını Oku

ÇOCUKLARDA ÖDEV YAPMA SORUNLARI

Okullar başlayınca anne ve babaların en çok zorlandığı konuların başında herhalde ödev yapma alışkanlığını kazandırmak gelir… Psikologlar sıklıkla şu türden cümlelerle karşılaşırlar: “Doktor hanım, kızım/oğlum okuldan geliyor, ödevi varsa hemen yapmıyor son ana bırakıyor veya ödevlerini tek başına yapamıyor ve çok yavaş yapıyor. Oysa ödevini hemen yapsa, kurtulup rahat etse…” Yani ödev konusunda sıkıntı yaşamayan anne-baba herhalde yok gibi bir şey… Devamını Oku

OKUL BAŞARISINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Her anne baba çocuğunun derslerinde başarılı olmasını, okulda iyi notlar almasını, kendi ayakları üstünde durmasını ister. Ama bunu gerçekleştirmek için elindeki şartları yeterince iyi değerlendiremez. Değerlendiremediği için de çocuğu derslerinde başarısız olur, başarısız olunca da hatayı kendinde aramak yerine, hep çocuğuna hata bulur; “Hiç ders çalışmıyorsun, çalışsaydın başarırdın. Ne olacak senin bu halin, bu gidişle hiçbir yeri kazanamayacaksın. Bak teyzenin oğlu ne kadar yüksek puan almış sen de istesen alabilirsin” gibi sözlerle çocuğunu rencide eder. Çocuğuna destek olacağı ve başarısız olduğu konularda ona rehberlik edeceği yerde onu sadece acımasızca eleştirir. Eleştirmekle de kalmaz, başka öğrencilerle kıyaslar. Bu eleştirilere devamlı maruz kalan çocukta da kendine güven azalır ve derslere karşı ilgisi azalır. Böylece ders başarısı iyice düşer. Devamını Oku

OKUL ÇAĞI ÇOCUKLARININ ÖZELLİKLERİ

Okul çağındaki (6-12 yaş arası) çocuklar hayatın anlamını araştırırlar. Kime güvenmeliyim? Ne olmak istiyorum? gibi soruları kendilerine sorarlar. Kendilerine ilişkin algıları olmayı hayal ettikleri kişiye yaklaştıkça benlik saygıları da artar.

Çocukların olumlu benlik gelişiminden birinci derecede sorumlu olan ailesidir. Bu nedenle ailenin çocuğuna karşı olan tutumları özellikle önemlidir. Sıcak sevecen anne baba tutumları, sert ve buyurgan tutumlara oranla çocuğun gelişimini daha olumlu etkiler. Davranışları konusunda düzeltici geri bildirim almayan bu tür çocuklar, kendilerini yönetme ve sosyal uyum gösterme yönünden yetersiz kalmaktadırlar. Devamını Oku

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ ÇEŞİTLERİ

Disleksi; dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik yeteneklerinin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlüklerle kendini gösteren bir öğrenme bozukluğudur. İlkokula başlayan bu soruna sahip çocuklarda eğitim alabilecek zihinsel gelişim henüz tamamlanmadığı için okuyamazlar, yazamazlar ve matematiksel işlemleri kavramada zorluk çekerler. Ancak bütün bu zorluklarına rağmen zeka düzeylerinde bir sorun yoktur. Hatta zeka düzeyi yüksek çocuklarda da görülebilir. Ama bazen bu zorluk fark edilmeyebilir. Maalesef öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar, ilkokulda “tembel”, “dalgın” gibi sıfatlar alabilmektedir. Böylece tembel, başarısız diye adlandırılan bu çocuklar ders çalışma konusunda isteksiz davranır ve nasıl olsa yapamıyorum diye ödevlerini bile yapmak istemezler. Bu nedenle gelişimsel disleksi yalnız çocuğu okul yaşamı ya da sadece okuma, yazmasını etkilemekte sınırlı kalmayıp çocuğun sosyal, psikolojik gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Devamını Oku

ÇOCUKLARDA MATEMATİK ÖĞRENME BOZUKLUĞU

Çocuğu okulda okuyup da herhalde matematik ile ilgili bir sorunu olmayan, bu konuda yardım almayan bir anne–baba yoktur herhalde… Bence matematikte başarılı olmanın yolu, öncelikle matematik dersini sevmek ve matematik ile ilgili temel kavramları anaokulundan başlayarak ilkokulda iyice öğrenebilmektir…

Sağlam bir matematik temeli inşa edebilmek, pek çok beceriyi içermektedir. Öğrenme zorluğu yaşayan anaokulu çağı çocukları; sayıların anlamını öğrenmek, nesneleri şekil, biçim veya renge göre sıralamak; grupları ve kalıpları tanımak; büyük-küçük veya uzun-kısa gibi kavramları bulabilmek türünden zorluklar yaşayabilirler. Bu çocuklar için ayrıca, saymayı öğrenmek, sayıları tanımak ve sayılarla çoklukları eşleştirmek de zor olabilir. Devamını Oku